Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiBAZEN ANLADIĞIMIZI SANDIKLARIMIZ ASLIDA HİÇ ANLAMADIKLARIMIZ OLABİLİR…
Bir keşiş dünyanın en akıllı adamını bulmak için diyar diyar geziyormuş sıra Nasreddin Hoca’nın köyüne gelmiş ve köylülere sormuş.
– “Sizin köyün en akilli adamı kim?“ demiş. Köylülerde:
– “Nasreddin Hoca demiş.” bunun üzerine kesiş köy meydanında Hoca ile görüşmeye başlamış ve eline bir çomak almış yere bir daire çizmiş, Nasreddin Hoca da çomakla daireyi ortadan ikiye bölmüş, keşiş bir doğru daha çizerek daireyi dörde bölmüş,hocada dörde bölünmüş dairenin üç dilimine çarpı işareti koymuş, keşiş elleriyle aşağıdan yukarıya doğru hareket yapmış, Hocada yukarıdan aşağıya yapmış ve kesiş büyük bir hayranlıkla Hoca’yı tebrik etmiş. Olup bitenden bir şey anlamayan halk keşişe ne olduğunu sormuş keşiş de :
– “Bu adam gerçekten dünyanın en akıllı adamı, yere dünya çizdim o ortadan ekvator geçer dedi, ben dünyayı dörde böldüm o da dört de üçü sudur dedi, ben yerden buharlaşma sonucunda ne olur dedim o da yağmur yağar dedi.” Bu sefer hocaya neler olduğunu sorar halk Hoca da:
– “Bu adam oburun biri, yere bir tepsi baklava çizdi ben de yarısı benim dedim, daha sonra tepsiyi dörde böldü o zaman dört de üçü benim dedim, o da tepsi altından ateşi hafif hafif almalı dedi ben de üstüne fındık fıstık eklersek daha iyi olur dedim”İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiSafın neresinde olursanız olun hepiniz ayni imama tabisiniz.
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiYARGIMIZ
Ne demişti Uğur Mumcu,
“Türk vatandaşı İsviçre medeni kanununa göre evlenen,
İtalyan ceza yasasına göre cezalandırılan,
Alman ceza muhakemesi usulü kanununa göre yargılanan,
Fransız idare hukukuna göre idare edilen
ve İslam hukukuna göre gömülen kişidir.”İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiHoroz
Çiftlikteki horoz her sabah adeti üzere uzun uzun ötermiş.Bundan rahatsız olan sahibi bir gün horoza şöyle demiş;
─ Hergün sabahın köründe ötmenden rahatsız oluyorum, bir daha ötersen keserim seni …
Horoz çok üzülmüş. Fakat canından olmamak için ötmeyi bırakmış ve şöyle düşünmüş “Bir ben ötmesem nolcak, bir sürü horoz kardeşim var.”
Bir süre sonra sahibi yine gelmiş ve bu defa demiş ki;
─ Eğer tavuk gibi gıdaklamazsan seni keserim…
Horoz bu defa daha çok üzülmüş. Fakat başka çaresi olmadığını düşündüğü için gıdaklamaya başlamış. Yani canını kurtarmış!
Aradan biraz zaman daha geçmiş ve sahibi tekrar horozun karşına geçmiş;
─ Hiç bir işe yaramıyorsun, eğer tavuk gibi yumurtlamazsan seni keserim…
Horoz hüngür hüngür ağlamış. “Keşke öterken ölseydim” demiş kendi kendine…
Problemlere yaklaşımda korku..
Karar verirken korku..
Doğru bir konuda adım atarken korku..
Korku tavizdir..
Cesaret, özünü korumaktır..
Cesaret, kendin kalmaktır..
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiEşeğe binişimiz atımızın olmamasindandir.
Çad atasözüİbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiHerkes leylayi istiyor
Fakat kimse mecnun olmak istemiyor.
Halbuki leyla mecnunundur…İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiBilgi havuzu insanı susatır, sussuzluğunu gidermez…
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiher kitap insanda bir kapı açar.. önemli olan bu kapının nereye açıldığı.. ve nereye götüreceği… bu nedenle dervişler kapı önünde çok beklerler ve kapı eşiğinde bekledikleri için onları derviş denilmiştir…
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiŞehir Kütaphaneleri
Şehirlerimizdeki kütüphanelerin kültür bakanlığından alınıp belediyeleri verilmesi, bu merkezlerin daha iyi hizmet görmesini sağlayacağı gibi, belediyeler için de aktivite merkezi olur.
Ayrıca her ile bir kütüphaneler müdürü koymayı da ortadan kaldırır. Bu durum bürokrasiyi de azaltır.
Ayrıca, millet kıraathanesi projesi ile de birleştirilmiş olur. Böylece tüm kültür merkezlerinin birleşmesini de sağlar.-
Bu yanıt 2 yıl 4 ay önce önce
İbrahim Halil ER tarafından değiştirildi.
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiDeğişen yar ve yarendir… 🙂
mururu zamanla aynı coğrafyada aynı kaderi yaşayan farklı insanlardır….
insan farklı,
dert aynı…İnsan nedir?
İnsan bir damla kan ve bin kaygıdır…
İnsan çiyest… İnsan yek katre-i hun, hezar endişe est…İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiAyasofya’daki Mozaikler
Ayasofya, bilindiği gibi kilise olarak inşa edildi ve burada hristiyanlık simgelerini ifade eden mozaikler bulunmaktadır.
İstanbul alınıp burası camiye dönüştürüldüğünde ne hikmetse bu mozaikler sökülüp başka bir yerde sergilenmesi yerine üzerine ince bir sıva ile kapatılıp gizlendi. Sanki, ileride burası hristiyanların eline geçtiğinde onların dini mirasını korumak için yapılmış gibiydi…
Bu, dönemin siyasilerine yakışmayan bir tavırdır.
Belki de dönemin Hristiyan dünyasının tepkisini çekmek istemedikleri için de olabilir. Ya da yeni bir haçlı seferine meydan vermemek için. Bilindiği gibi meşhur 1096 haçlı seferlerinin tetikleyen neden Mısır Fatimi halifesinin buradaki kiliseleri yıkması ile başlamıştı.
Sebebi ne olursa olsun aynı yanlış yine tekrarlandı.
Mozaikler yine gizlendi..
Bunun yerine Ayasofya’daki mozaikler tahrip edilmeden sökülüp yan tarafta veya başka bir tarihi mekanda oluşturulacak Ayasofya müzesine konulamaz mıydı?
Ya da ülkemizde bolca bulunan kiliselerin süslenmesinde kullanılamaz mıydı? Böylece hrisitayanlar da buraları gezerek hasret giderebilir, müzeye giriş bileti alabilirdi…Not
Bugünkü haberlerde benim önerim dogrultusunda ayasofya yakınındaki tapu kadastro binasını ayasofya müzesine dönüştürüleceği belirtildi.iheİbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiAslında Artık Göçmenlere Muhtacız
Ben İstanbul’da bir milyon göçmenin az bile olduğunu düşünüyorum.
Hatta bu kadar göçmen kaçak yollarla İstanbul’a gelmeseydi biz ithal edecektik.
Çünkü bazı işlere bizim vatandaşlarımız bakmıyor, yapmak istemiyor ya da çok para istiyor. Örneğin ev işleri, hizmetçilik, yaşlı ve hasta bakımı, bebek bakımı, inşaat işçiliği, çobanlık, ırgatlık, amelelik vb…
peki bu işleri kim yapacak?
yani bugünkü durumda mültecilere mecburuz ve onlar artık bize yük değil, bizim çocuklarımızın yapmak istemediği işleri yapan elemanlarımız.
Bizim çocuklar da üniversite sınavlarına girip doktor mühendis olmanın derdinde ama çalışmadan bunu istiyor….
hükümet de onlara açık öğretim seçeneğini vererek çalışmayanları da üniversite mezunu yapıyor.
Sonra da alanlarıyla ilgili iş istiyorlar ve öğretmen olmadım diye intihar eden haberler çıkıyor…
Bir yerlerde değil de bence her yerde yanlış yapıyoruzek
İstanbul’un nüfusunu azaltmak en faydalı çözüm, ama bunu yapacak irade yok.
Peki o halde buradaki 20 milyona kim hizmet edecek?
Bizimkiler yapmıyor, hatta artık garson bile olmak istemiyorlar ve garson ihtiyacımızı orta asya’dan gideriyoruz.
Yani artık göçmenlere muhtacız.Not
Bir nesil sonra onlar işveren olur, bizim çocuklar onların yanında hizmetçi.
Hz. Ömer, ashabın artık ticareti ve çalışmayı bıraktığında onları bu şekilde uyarıyor.
İherİbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiİstanbul Sözleşmesinden önce erkekler mağaralarda yaşıyordu. Ellerinde balta ile çıkıp kadın avlıyorlardı.
Sözleşme kalksa yine erkekler ellerinde balta ile kadınları parçalamak için sokaklarda dolaşacak. Aman sözleşmeye dokunmayın…İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiAK PARTİNİN EN BÜYÜK HATASI – AİLE KANUNLARIDIR-
Ak partinin en büyük hatası 2012 de çıkartılan “Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” oldu.
Bir kadın karakola, “kocam bana bağırdı, vurdu, tehdit etti…” gibi bir şikayette bulunduğunda bunun gerçek olduğuna hükmediliyor, kadından herhangi bir delil istenmiyor. Avrupa da bile böyle değilmiş, orada eğitim alan jandarma anlattı, gidip komşulara soruluyormuş, delil araştırıyorlar, evini inceliyorlarmış.Fakat bizde koca hemen karakola alınıyor, ifadesi alınıyor fakat ne söylediğini hiç bir önemi yok yapmadım etmedim dese de suçlu kabul ediliyor. Sonra geliyor sırasıyla para cezası, hapis cezası. Eğer kadın isterse kocası kendi evine giremiyor, mahallesine yaklaşamıyor, telefonla arayamıyor, hatta çocuğuna ve okuluna dahi yaklaşamıyor. Erkek bu cezalardan birini delecek olursa, evine eşyasını almak için bile gitse hapis cezası alıyor.
Eee kadınların eline böyle fırsat verilir de kullanmazlar mı? Elbette kullanırlar. Kocaya ayar vermek, korkutup isteklerini yaptırmak için iyi bir fırsat. (Sema Maraşlı)
SORU
Kadın karakola gidip kocasını (ayar vermek için dahi olsa) şikayet edecek duruma gelmiş ise o evlilik bitmiş zaten abi. Kanunla ne ilgisi var..CEVAP
her ailede belli dönemlerde kavga, küskünlük olabiliyor. Şimdilerde ise özellikle kadın derneklerinin kışkırtmasıyla kadınlara kocalarını şikayet edip terbiye etmesi telkin ediliyor. Bir çok kadın kocasına göz dağı vermek veya o kavganın şiddetiyle şikayet ediyor. Sadece izmir’de geçen yıl 10.000 bu tarz şikayet oldu. İşin ilginç yanı bir çok köyde de bu tarz şikayet oluyor. Ama kadınlar sanıyorlarki kocaları uyarılacak. Halbuki ciddi para cezası alınıyor. Sonuçta erkek bu cezayı ödemek için kadının da kendisinin de boğazından kesiyor. Peki kim terbiye ediliyor. Ayrıca kanuna uymayan erkekler hapse atılıyor. Hapse düşen erkeğin çoğu o kadını ve evi terk ediyor. Peki kim karlı. Bak Taha, devlete düşen görev aile hakemleri, terapistlerini çoğaltmak ve sorunları onların aracılığıyla çözmektir. Ben sadece bir hoca olarak ayda buna benzer bir kaç sorun çözüyorum. İnsanlar bize müteşekkir oluyor… Devlet sorun üret değil çözme makamıdır. Ailenin temelini nasıl sağlamlaştırırız diye düşüneceğine aileyi nasıl çözeriz diye dayatmada bulunursa devletin kendisi de yıkılır…ŞERH
Yasada çok boşluk ve istismar var. Kadına şiddete karşıyız ama sorunu adli, karakol ve para cezasıyla çözemeyiz. Kur’an’ın da emrettiği gibi sorun çıktığında önce hakeme başvurulur. Yani taraflarla konuşacak ve akıl verecek bir mekanizma oluşturulur. Ayrıca tarafların sorunlarını çözecek veya onlara akıl verecek pskilojik merkezler, terapi merkezleri oluturulur. Bunun dışında sosyal danışmanlıklar oluşturulur. Yani aile içi sorunların temeli çok karmaşık olabilir. Bunları çözmek için uğraşmalıyız. Yoksa erkeği hapse atarak para cezası vererek çözemeyiz. Para cezası verilen erkek bu parayı yine karısından ve çocuklarından esirgeyerek vermek zorunda. hapse giren bir erkek çalışmayacağı için aileye kim bakacak. Karısı tarafından hapse atılan yada şikayet edilen bir erkek karısına nasıl döner bir daha. Yani aileyi dağıtmış oluyoruz. Bizim amacımız aileyi dağıtmadan sorunu çözmek, rehberlik etmektir.HAŞİYE
Bu kanun aile icindeki sorunlarda temelde erkeği suçlu görmektedir. Bu aslinda bu hukukta olmamasi gereken bir on yargidir. Taraflardan birisi pesin olarak suclu görülmez. Ayrica sorunlar hep çift yonlu olur ve cozumu de iki tarafi dinlemekten geçer.I. Halil ER
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiALİMİN SOHBETİNDEKİ SÖZSÜZ FEYİZ
Bir yazımızda alim, abid ve salih insanların sohbetinde bereket olduğunu, bu zatların konuşmasa bile bulundukları ortamda feyiz verdiklerini, bir nazarının kalpleri ıslah edebileceğini belirtmiştik. Buna bir çok itiraz mesajları geldi.Şimdi ben olayı bir örnekle açıklayayım. Sevdiğiniz birisinin yanındasınız. O, konuşmasa bile onunla aynı ortamda olmak size büyük bir huzur ve keyif verir. Hatta bu ortamda size sevgi ve muhabbetle bir nazar etse, kalbiniz yerinden sökülür. Kendinden geçer, sarhoş olursunuz. Bir kadın bunu yapmaya muktedirse Bir Allah dostu bunu yapamaz mı?
Allah şöyle buyuruyor bir hadisi kutside “…Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum. Ben yapacağım bir şeyde, mü’min kulumun ruhunu kabzetmedeki tereddüdüm kadar hiç tereddüte düşmedim: O ölümü sevmez, ben de onun sevmediği şeyi sevmem.” (Buhârî, Rikak 38).
İbrahim Halil ER
-
Bu yanıt 2 yıl 4 ay önce önce
-
YazarYazılar
