İbrahim Halil ER

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 466 ile 480 arası (toplam 656)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Etimoloji #3321
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    ŞÖYLE -BÖYLE
    Kelimenin aslı Şu – ile, Bu-ile’dir.
    Yani bu ve şu kelimelerinin sonuna “ile” edatı getirilerek oluşturulmuştur :)ihe

    yanıtla: Evlilik #3318
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Dert
    Yaşlı bilge genç talebesine nasihat ediyor;
    – Evladım! evlen, eşin senin dert ortağın olur.
    – İyi de benim derdim yok ki
    – Evlenirsen o da olur

    yanıtla: Ahir Zaman Hadisleri #3315
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Peygamberimiz, bazı hadislerinde, ümmetinin ömrünün bin beş yüz seneyi pek geçmeyeceğini söylüyor. Ve Ahirzaman olarak belirtilen son safhada da yaşanacak kıyamet alametlerini sıralıyor. Aşağıdaki yazıda, Peygamber Efendimiz’in (asm) 14 asır önce haber verdiği, bu alametleri okuyacaksınız.

    İnsanların başına bir zaman gelecek ki, onlardan faiz yemeyen kalmayacak, yemese bile tozu onlara bulaşacaktır.
    Birçok kişi, az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek.
    Kazanç, belirli kişiler arasında dolaşacak, dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecek.
    Kabirler süslenecek ve Kur’an, kazanç getiren bir meta hâline gelecek…
    Fitne her eve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.
    Kur’an’dan bir resim, İslâm’dan bir isim, Müslüman’dan bir cisim kalacak.
    Üç şey çok kıymetlenecek; Helal para, kendisiyle amel edilen sünnet ve candan bir dost.
    Ecnebiler çoğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.
    Sonradan gelen nesiller, önceden gelenlere sövüp sayacaklar.
    Mihnet, bela, musibet artacak, rahat ve huzur kalmayacak, kimse eliyle bunları önleyemeyecek.
    Bir Müslüman, koyundan daha âciz olacak, hor ve hakîr görülecek.
    İlim azalacak, cehalet, anarşi ve cinayetler artacak, adam öldürmek, hafif bir suç sayılacak.
    Hilesiz iş yapılamayacak, tacirler ve yazarlar artacak kalem bollaşacak.
    Kişi, elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.
    Akrabalık bağları kopacak ve selâm, sadece tanıdık olanlara verilecek.
    Zenginler ticaret için, hafızlar riya ve gösteriş için hacca gidecekler.
    Büyükleri merhametsiz, küçükleri hürmetsiz olacak çocukları terbiye, köpekleri terbiyeden daha zor olacak.
    İnsanlar, kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacaklar ve iyiliği emretmeyecekler.
    Minareler çoğalacak, camiler süslenip ziynetlenecek (kilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.
    Hainlere emin, emin olanlara hain denilecek ve “şurada emin bir insan vardır” denilecek kadar emin insan sayısı azalacak.
    Kişiye, şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak. Görünüşte dost fakat esasında düşman insan sayısı artacak, sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak, amir ve memur çok, doğru iş yapan az olacak.
    Yıldızlar (fal) doğrulanacak ve kader yalanlanacak.
    Allahü Teâlâ (cc) apaçık inkâr edilecek.
    Âlicenaplık, izzet-ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığında satılır hâle gelecek.
    Cemaatin inancı zayıf, ibadeti taklit olacak, hafızlar çok, ama âlim bulunmayacak.
    Zenginlere itibar edilecek, cimrilik artacak, zekat ağır bir borç olarak kabul edilecek.
    Âlimler, para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek, âhiret ameli ile dünyalık talep edecekler.
    Dinden gayrı hususlar için öğrenim yapılacak.
    Erkekler kendilerini kadınlara, kadınlar da erkeklere benzetecekler.
    Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla münasebetsiz alâkalar kuracak.
    Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edecek.
    Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.
    Kadınlar, saçları deve hörgücü gibi, sokaklarda dolaşacaklar.
    Haram işlemeyi kolaylaştıran imkânlar artacak, gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.
    İmanı kalpte tutmak, kor ateşi elde tutmak kadar zor olacak, kişi gece mü’min yatacak, sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak.
    İçkiyi devletler teşvik edecekler ve muhtelif isimler altında içilecek.
    Dünya işlerine dalınıp âhiret unutulacak, Allah’ın kitabıyla hükmetmek, ayıp sayılacak.
    Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.
    Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak. (Kürk, manto ve benzeri…)
    Sabah giyilen elbise başka, akşam giyilen elbise başka olacak. Önünüze yemeklerden birisi gelip diğeri gidecek ve Kabe’nin örtüldüğü gibi, evlerinizin duvarları halılarla süslenecek.
    Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.
    Dedikodu, yaygın bir hâl alacak.
    Herkes “kazanamadığından ve geçinemediğinden” şikâyetçi olacak.
    Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak, ani ölümler sık görülecek.
    Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak.
    Kişi, karısına itaat edip anasına asi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.
    Gönüller birbirini sevmez olacak, dinde ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirecek, kardeşler bile dinde ve mezhebde ihtilâf edecekler.
    İmar edilen şeyler harap edilecek, harap olanlar ise imar edilecek.
    Fâsıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitab edecekler.
    Arap arazisinin çölleri, nehirlere ve yeşilliklere kavuşacak.
    Köylüler şehirlere akın edecek ve ne idüğü belirsiz deve çobanları, bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.
    Faize alış-veriş, rüşvete hediye denecek, tefecilik artacak, helal-haram unutulacak, para gelsin de nerden gelirse gelsin denilecek.
    Zaman kısalacak. Bir sene bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün gibi geçecek, bir günün geçmesi ise bir yaprağın yanması kadar çabuklaşacak, hiçbir şeyde bereket kalmayacak.

    KAYNAKLAR:

    1- Riyâzüs-Salihîn, İmam Nevevi, Terc: Mehmed Emre.

    2- Tezkiret-ül-Kurtubî, İmam Şaranî.

    3- Kıyamet Alâmetleri Râmuz el-Ehadis’ten Dersler, İst. 1983

    4- Kitab ül-Keşf, Celâleddin-i Suyutî, El yazma eser Süleymaniye Kütüphanesi.

    5- Kıyamet Alâmetleri, Muhammet! el-Hüseyni, Terc: Naim Erdoğan.,

    yanıtla: Boşanma #3313
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Yaşlı bilge genç evli talebesini perişan bir şekilde gördü
    – Gene ne oldu?
    – Hanımla boşanmaya karar verdik
    – Eee, bu güzel bir haber en azından kurtuluyorsun
    – Fakat hanım her şeyi istiyor….
    – Sen ne dedin
    – Ben hariç her şeyi alıyorsun benim neyim eksik dedim…
    – İyi demişsin, seni de alsın ki takım tamamlansın … 🙂 ihe

    yanıtla: Toplum #3311
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Misafirsiz Evler
    Günümüz modern hayatın esiri olmuş müslümanlar malesef evlerine misafir kabul etmiyorlar. Halbuki misafirsiz evde bereket gitmiştir. Evlirimize misafir alalım, yemek yedirelim ki evlerimiz bereketlensin. Misafir kendi rızkıyla gelir.
    Samimi müslaman kardeşlerimiz bile artık misafirlerini eve götürmek yerine lokantaya götürüyorlar. Evlerimizi açalım. Eşlerimize ve çocuklarımıza misafirin önemini anlatalım. Evlerimiz bereketlensin, şenlensin. Allah misafir kabul eden eve bolluk verir, rızık verir…. Rızık da paylaşıldıkça çoğalır. Lokantada yedirdiğimiz yemek evde yedirdiğimiz yemeğin yerini tutmaz… Önce evlerden başlayalım…ihe

    yanıtla: Kişisel Gelişim #3307
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Geleceğinizin arkanızda kaldığını hissettiğiniz oldu mu?
    Eğer böyle hissederseniz paniklenmeyin.
    Siz yanlış yoldasınız.
    Sadece dönün
    O zaman geleceğiniz önünüze geçer…ihe

    yanıtla: Etimoloji #3295
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    -FİTNE-
    Arapça kökenli bir kelimedir. Ftn kökünden gelir.
    Tecrübe ve imtihan etmek, sınamak, kargaşa, iç savaş ve ateşte yakmak anlamına gelir. Kur’an’da şöyle geçer: “Mallarınız da Evlatlarınız da sizin için bir fitne (imtihan)’dır. (Teğabun 15)
    Casas da şöyle demiştir: Bir şeyin hayır mı, şer mi olduğunun açıklanmasına fitne denir.

    yanıtla: Sevgi&Aşk #3286
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    KİMİ NASIL SEVECEĞİZ?

    Bir gün Hz Peygamber Efendimiz (sav)’e Hz Fatıma validemiz gelir sorar:
    -Babacığım ben sevgileri karıştırıyorum Sevgileri nasıl ayırabilirim?
    Peygamberimiz cevap verir :
    *Allah Tala’yı Ruhunla
    *Ben Babanı (Hz peygamberimiz sav) kalbinle, (Hz. Fatma’nın annesi hayatta olmadığından ondan bahsetmemiştir. Fakat anne ve baba eşit konumda olduğundan buradan annemizi de kalbimizle seveceğimiz sonucuna ulaşabiliriz)
    *Kocan Ali’yi Nefasetinle ,
    *Evlatlarını da şefkatlinle sev.

    yanıtla: Etimoloji #3282
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    MATEMATİK
    Yunanca kökenlidir. Orta ve öğrenme, öğretme anlamına gelen kelimelerin birleşimidir. ihe

    yanıtla: Etimoloji #3281
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    KİMYA
    İbranice kökenli olup, Kimyeh kelimesinden Arapçalaşmıştır.
    “Allah’tan bir ayet anlamına” gelmektedir.

    Fuat Sezgin ise kimya kelimesi hakkında şöyle söylemektedir: Eğer biz kimya ve simya (alchemie) kelimelerinin kökenini araştıracak olursak, Batı kültür dairesi boyunca geriye doğru uzun bir mesafe katettikten sonra Arapçalaşmış Kīmiyāʾ veya artikel ile birlikte el-Kīmiyāʾ kelimesiyle karşılaşırız.
    Muhtemelen bu kelimede, bilinmeyen bir zamandan itibaren Yunanlarda kullanılan, kökeni hakkında filologlar ve kimya tarihçilerinin henüz bir uzlaşmaya varmamışlardır. ihe

    yanıtla: Siyasal İslam #3276
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Müslümanların Kemalistleşmeleri, Korkaklıkları ve kazandıkları saltanatlarını kaybetme korkularıyla kolayca insan feda etmeleri onların ne olduğunu da göstermesi açısından önemli olmuştur…
    Bizim mahalle dibine kadar pisliğe batmıştır. Kimse kusura bakmasın…
    Kim alınırsa alınsın.. İlkeli değiller.
    ANCAK KENDİLERİNE BİR ŞEY OLURSA ORTALIĞI AYAĞA KALDIRIRLAR AMA BAŞKASINA BİR ŞEY OLURSA SAHİPLENMEZLER…ihe

    yanıtla: Aforizmalar #3275
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Anadolu
    Ne tam dogulu ve ne de tam batili oldu. Araf bir yer. ihe

    yanıtla: Etimoloji #3234
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    DERVİŞ
    Derviş, dar yani kapı sözcüğünden türetilmiş bir Farsça terimdir.
    Eşikte veya kapıda bulunan/duran kişi anlamında kullanılmıştır. Yani dünyevi ile uhrevi arsında bulunan ve ilahi olanın kapısında bekleyen kişiye denir.
    Bazı kaynaklar da Dervişlerin kapı kapı dolaşarak tebliğ yapmalarından dolayı kapı (farça) anlamında derviş denilmiştir.ihe

    yanıtla: Kadınlar #3205
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    PEYGAMBERİN SON SÖZLERİ KADIN HAKLARINA RİAYET EDİLMESİ İSTEĞİ OLMUŞTUR
    Resulullah (sav)’ın sözleri olarak;
    Namaza dikkat edilmesini,
    idare altındakilere iyi muamele edilmesini,
    emanetlerin yerlerine ulaştırılmasını .
    kadın haklarının korunmasını istedi,”
    (Câmiü’s-Sağîr, c.3, s.188/3190)

    yanıtla: Kadınlar #3200
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    KADIN
    Kadın erkekten yaratılmıştır. Onun bütün şevki erkeğe yöneliktir.
    Erkekte de arzu yaratılmıştır ve kadın onun için bir sükun kılınmıştır.
    Dolayısıyla onlardan birisi için, diğeri hakkında güven duyulamaz.
    İmam-ı Kurtubi

    Not: Yani kadın ve erkek bir arada halvet halinde olması tehlikelidir. Çünkü yaradılış icabı birbirlerini çekerler…
    Dolayısıyla Müslümanlar yabancı kadınlarla mümkün oldukça halvet halinde olmamalıdırlar. Ayette zinaya yaklaşmayın diyor, zina etmeyin demiyor.
    İşte halvet hali de zinaya yaklaşma yollarından birisidir… ihe

15 yazı görüntüleniyor - 466 ile 480 arası (toplam 656)