İbrahim Halil ER

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 556 ile 570 arası (toplam 656)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Kadınlar #2978
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    ELBİSELER
    Günümüzdeki elbiseler insanın zinetini, bedenini ve mahremiyetini örtmek için yapılmıyor/giyilmiyor,
    bilakis
    İnsanın mahrem noktalarını daha iyi teşhir etmek, göstermek, dişiliği ön plana çıkarmak ve cezb etmek için giyiliyor…

    İbrahim Halil ER

    yanıtla: Evlilik #2968
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    EVLENECEK GENÇLERE TAVSİYE

    1. Eyyüp sabrına sahip olun. Çok sabırlı olun.
    2. Herşeyi görmeyin, duymayın…
    3. Eşinizi sürekli takdir edin.
    4. Yanlış da yapsa övün. (Buradaki kasıt yanlışı övme değil, eşiniz hata bile yapsa onu kırmayın, yaptığı işin güzel yönlerini görün. Hatalı bile olsa onu övmekten, takdir etmekten ve sevmekten vaz geçmeyin. Hatalarda kırıcı olmayın anlamındadır.)
    5. Sürekli güzel olduklarını vurgulayın….

    Bunları yaparsanız mutlu olursunuz. Yoksa masallardaki cadıyla karşılaşırsınız.
    Aman sabır

    Evlenecek gençler
    Beklenti çıtanızı yükseltmeyin. Sonra mutsuz olursunuz.
    Asgari nokta
    Namuslu, iffetli bir bayan olmalı, Allah’a kul olmalı (Yani namazında niyazında olmalı),
    güzellikte, eli yüzü düzgün olmalı…

    Bayanlar için de
    Allah’a kul olan, eli yüzü düzgün birisini kaçırmayın.
    Evine bağlı olanı
    Zararlı alışkanlığı olmayanı kaçırmayın.
    Evlenirken para, kariyer, meslek ve ev eşyasını sorgulama yerine
    1. Ahlak
    2. İbadet
    3. Aile
    gibi unsurları sorgulayın. ihe

    yanıtla: Evlilik #2967
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    ESKİ TÜRKLERDE TEK EŞLİLİĞİN NEDENLERİ
    Fuhuş Eski Türklerde çok sert ceza ile cezalandırılırdı.
    Başlıca ceza ormanda bir ağaca bağlanır, sabah kemikleri toplatılırdı.
    Türklerde tek eş vardı, çünkü atın arkasına ancak birisini atabilirlerdi 🙂 İHE

    yanıtla: Evlilik #2966
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Bizim bir hoca vardı evlenen erkeğin kulağına eğilir ve
    “itaat et, rahat et” derdi. 🙂

    yanıtla: Evlilik #2965
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    CALISAN KADIN VE KOCASI

    Karisinin çalismasina izin veren erkekler, evde isleri de boluseceklerdir…
    Yok oyle, es gunduz onun kadar yorulacak da sonra beyefendi eve geldiginde onune yemek konulmasini bekleyecek…
    Yok oyle saltanat…
    Madem ikisi de calisiyorsa ev sorumlulugu da bolusulecek…
    Kadin da evin gecimine katkida bulunacak, maaslar ortak butce olacak…
    Adalet olan bu… ihe

    yanıtla: Suriye #2918
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    KADES ANTLASMASININ NEDENI SURIYE EGEMENLIGIDIR.
    Anadolunun guvenligi suriyeden baslar. Bunu hititler de biliyordu. Bu nedenle misirla savastilar. Hititler suriye bizi ilgilendirmez demedi ve firavunla savastilar. Bu savasin sonunda kades antlasmasini imzaladilar.
    Ve tarihin ilk yazili antlasmasi suriye yuzunden oldu.
    Atalarimiz hititler kadar da mi stratejik ufuktan yoksunuz.
    Anadoluda varligini devam ettirmek isteyen bir guc mutlaka suriyeye egemen olmali yada muttefik bir devletin burada kalmasini saglamalidir.
    Suriyeye yapilan her saldiri anadoluya yapilmis olacaktir veya bir sonraki hamle anadoludur.
    Bu nedenle suriye meselesi bizim ic sorunumuzdur.
    Bolgede kalici olmanin yolu da bolge halkinin destegini almakla olur…ihe

    yanıtla: Siyer #2914
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Peygamberimiz Aleyhisselamın Muaz b. Cebel’e Son Öğüt ve Tavsiyeleri

    Muaz b. Cebel:

    “Yâ Rasûlallah! Bana tavsiyelerde bulun!” dedi.

    Peygamberimiz Aleyhisselam:

    “Ne halde veya nerede olursan ol, Allah’tan kork!” buyurdu.

    Muaz b. Cebel:

    “Bana tavsiyeni arttır!” dedi.

    Peygamberimiz Aleyhisselam:

    “Günahın arkasından hemen haseneyi (sevabı) yetiştir ki, onu yok etsin!” buyurdu.

    Muaz b. Cebel:

    “Bana tavsiyeni biraz daha arttır!” dedi.

    Peygamberimiz Aleyhisselam:

    “İnsanlara güzel ahlâkla muamele et!

    Ey Muaz! Sen ki, Kitab Ehli bir kavmin üzerine gidiyorsun!

    Onlar senden Cennetin anahtarının ne olduğunu soracaklardır.

    Onlara:

    ‘Cennetin anahtarı, Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh’dir, de’ buyurdu.

    Muaz b. Cebel:

    “Bana Kitabda bulunmayan ve senden de işitmediğim birşey sorulur ve halli için bana getirilirse ne buyurursun?” diye sordu.

    Peygamberimiz Aleyhisselam:

    “Allah için tevazu göster, Allah seni yükseltir.
    Sakın iyice bilmedikçe hüküm verme!
    Sana müşkil, karmaşık gelen işi ehline sor, danış, utanma!
    En sonra içtihad et!
    Muhakkak ki, Allah, doğruluğuna göre seni muvaffak kılar.

    İşler sana karmakarışık gelirse, gerçek sence belli oluncaya kadar bekle, yahut bana yaz!

    Bu hususta keyfine göre hareket etmekten sakın!

    Yumuşak davranmanı sana tavsiye ederim!” buyurdu.

    yanıtla: Bilgi Havuzu #2907
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Bilgi havuzu insanı susatır, sussuzluğunu gidermez…ihe

    yanıtla: özgürlük #2889
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    KÖLEYİZ, NE ZAMAN ÖZGÜR OLACAĞIZ?

    Herkes Lozan’da gizli maddeler var mı? yok mu? diye sorar.
    Bence Lozan’a değil, daha sonra yapılan antlaşma veya sözleşmelere bakmak lazım..
    Bugün ülkemizde neredeyse tüm kurumların üzerinde vesayet kılıcı gibi duran özel /gizli /bazı unusurları gizlenmiş antlaşma /sözleşme ve protokoller var.
    O kurumlar bu sözleşme ve protokollere göre yönetilir.
    Bu sözleşmelere göre danışmanlık hizmeti adı altında sistemimiz yönlendirilir /takip edilir /değiştirilir.
    Eğitimde,
    tarımda,
    sanayide,
    sağlıkta,
    dış işlerinde,
    ekonomide,
    askeriyede
    ve en son ailede
    bu tarz sözleşmeler, antlaşmalar veya danışmanlık kuruluşları vardır.
    Ülkenin gerçek yöneticileri ve sahipleri onlardır. Bizler ise sadece çiftliğin kahyalığını yapıyoruz…
    Ben ve sen ise hiç bir şeyden haberi olmayan köle olduğunu ve satıldığını dahi bilmeyen, sanal bir özgürlük içerisinde olan köleleriz/uyuyanlarız. ihe

    yanıtla: Suç ve Ceza #2875
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Bazı Müslümanların islamdan anladıkları sadece ceza ve hadler.
    Halbuki İslam bundan önce insanlara saadet getirmeye çalışan, suça giden yolları ortadan kaldırmaya çalışan, suçun işlenmesinden sonra müdahale eden değil suçun olmaması için önleyici tedbirler alan bir dindir.
    Hatta bilinenin aksine cinayet olayında sadece kısas yoktur. Aynı zamanda diyet ve af seçeneği de vardır.

    İnsanların psiklojik, sosyal ve ekonomik sorunlarını çözmeye çalışır. Bütün bunlara rağmen suç olursa ceza verir. Hatta suç ile sorunlar arasında ilişki kurar. Mesala hz. Ömer kıtlık zamanında ekmek çalanlara had cezası uygulamayarak suç ve ceza ile suçun nedenleri arasında müthiş bir bağ kurmuştur.ihe

    yanıtla: Kadın&Erkek #2848
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    EN GÜÇLÜ CANLI FAREDIR
    Fareler kedilerden
    kediler köpeklerden,
    köpekler insanlardan,
    insanların erkeği kadınlardan,
    kadınlar da farelerden korkar…. 🙂

    Dolayisiyla en guclu canli faredir

    FARE ve KADIN CAMİDE KARŞILAŞIRSA 🙂 NE OLUR?

    CAMİ’DE FARE: 81 Yaralı…
    Fas’ta bir kadın Cami’de fare gördü.
    Çığlık atarak kaçmaya başladı.
    Ne olduğunu anlamayan Cami cemaati, ondan hızlı kapıya koştu.
    Çıkan izdihamda 81 kişi yaralandı.
    Eski alimlerin kadınların camiye gelmesine soğuk bakmasının nedenlerinden birisi de budur herhalde 🙂 ihe

    yanıtla: Kadın&Erkek #2824
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    KADIN MI ÜSTÜN? ERKEK Mİ?
    Kadın mı erkek mi üstün? diye soranlara cinsiyet açısından kimse kimseden üstün değildir deriz

    Ama
    Alim bir kadın cahil bir erkekten
    Adil bir kadın zalim bir erkekten
    İffetli bir kadın iffetsiz bir erkekten
    Şerefli bir kadın, şerefsiz bir erkekten
    Dindar bir kadın, dinsiz bir erkekten
    Cömert bir kadın, cimri bir erkekten
    ÜSTÜNDÜR

    Aynı şeyi erkekler için de yapabiliriz.
    Yani aslında üstünlük bizim cinsiyetimizden değil takvamızdandır.

    Üstünlük ancak takva iledir.ihe

    yanıtla: Devlet Yönetimi ile ilgili #2805
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Başkanlık Sisteminde Bürokrasiyi Azaltmak Gerek

    Öncelikle bürokrasiyi ve gereksiz bazı kurumları kaldırmalıyız.
    Örneğin 30 küsür merkez ilçesi olan İstanbul 20 küsür ilçesi olan Ankara gibi büyük şehir olan illerde her merkez ilçeye bir ilçe müdürlüğünün kurulması israf değil midir?
    Mesela Çankaya ilçesinde Tarım ve Orman müdürlüğü ne iş yapar?
    Ayrıca her merkez ilçede bir müftülük kurmak da israftır.
    Büyükşehir olan ilçelerde ilçe müdürlükler lağv edilip, görev il müdürlüklerince yapılmalıdır.
    Devletin önce bu israf ve müdürlük saltanatına son vermesi gerekir.ihe

    yanıtla: Suriye #2795
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    İdlip Saldırıları Bize Ne Anlatıyor
    İdlib, Suriye’nin kuzeybatısında, Türkiye’nin Hatay ilinin karşısındaki Suriye topraklarında yer alıyor. Türkiye ile 130 kilometrelik sınır komşuluğu olan İdlib’in doğusunda Halep, kuzeydoğusunda Halep’in Afrin ilçesi, güneyinde Hama, kuzeybatısında Lazkiye illeri bulunuyor.
    İdlib’te Hangi Muhalif güçler hakim?
    “İdlib muhalifler ve rejim karşıtı silahlı grup Heyet Tahrir Şam (Şam’ı Özgürleştirme Heyeti) arasındaki hakimiyet alanlarına bölünmüş durumda. Esed rejimine karşı savaşan 14 İdlibli muhalif grup, mayıs sonunda “Ulusal Özgürleştirme Cephesi” (Cephe Vataniyye Tahrir) adı altında birleşti.
    Feylak-ı Şam, Nasır Ordusu, Özgür İdlib Ordusu, 1. Sahil Tümeni, 2. Sahil Tümeni, 1.Fırka, 2. Ordu, Seçkinler Ordusu, Şüheda El İslam Dareyya, El Huriyye Tugayı, 23. Fırka, Suriye Kurtuluş Cephesi, Ceyşül Ahrar ve Sukuru Şam grupları, 70 binden fazla gücüyle rejime karşı savaşan en büyük askeri oluşumlardan birini kurdu.
    Muhalifler dışında İdlib’de hakim bir diğer grup da Heyet Tahrir Şam. Birleşmiş Milletlerin terör listesindeki Nusra Cephesi’nin geçen senenin başında dağılmasından sonra içindeki yaklaşık 25 bin civarı güç, Heyet Tahrir Şam’ı kurdu. Son aylarda çok sayıda bileşenin ayrılmasına karşın önemli bir silahlı güce sahip Heyet Tahrir Şam, Babülhava Sınır Kapısı’nı da kontrol ediyor.
    Nusra’dan ayrılanların birkaç bini de Hurraseddin isimli grubu oluşturdu. Ruslara göre İdlib’de terörist gruplar hakim ancak saha raporları bu durumun böyle olmadığını gösteriyor. İdlib, Suriye’deki muhaliflerin elindeki tek il olması açısından önem teşkil ediyor. AA”
    Peki rejim güçlerinin İran ve Rusya desteğiyle Astana uzlaşmasına aykırı olarak neden İdlib’e saldırmaktadır?
    Muhaliflerin İdlib’i ele geçirmesi ve Rusya’nın Ekim 2015’te iç savaşa dahil olmasından sonra kent, çok şiddetli hava saldırılarına maruz kaldı. Mayıs 2017’de Türkiye; Rusya ve İran ile Kazakistan’ın başkenti Astana’da yaptığı uzlaşıyla İdlib “çatışmasızlık bölgesi” ilan edildi. Bu antlaşma ile taraflar terör unsurların hükümet güçleriyle çatışmasını engelleyerek sorunu insani noktada çözmeye çalıştılar.
    Bilindiği gibi İdlip, özellikle Haleb’in rejim güçlerinin eline geçmesinden sonra buradan göç ettirilen kişilerin yerleştiği ve nüfusunun 4 milyona ulaştığı bir kenttir. Biz Haleb işgali sırasında da Türkiye’nin sorunu Haleblileri İdlib’e göç ettirmekle sadece ötelediğini ve çözemediğini söylemiş, bir sonraki aşamanın rejim güçlerinin İdlib’e saldıracağını beyan etmiştik. Nitekim beklediğimiz süreç de başladı.
    Rejim, İdlib bölgesini ele geçirmek için son iki buçuk aydır İdlib civarındaki Hama ilinin kuzeyinde ve Lazkiye kırsalındaki cephe hatlarına yığınak yapıyor. Esed rejimi son dönemde artan hazırlıklarını, İdlib’in güneyindeki Ebu Zuhur Havaalanı Hama’nın kuzeyindeki Skayiybiye, Lazkiye’de Sılımfe bölgelerinde ve İdlib’e uzanan hat boyunca sürdürüyor.
    İdlip Neden Önemli
    “Kentten geçen M5 otoyolu Türkiye, Suriye ve Ürdün’ü birbirine bağlıyor. Suriye içinde ise Akdeniz’e çıkış kapısı niteliğindeki İdlib, Lazkiye, Hama ve Halep illerine komşu. Rusya’ya ait Hımeymim Üssü’nün de bulunduğu, Esed rejiminin “kalesi” Lazkiye’ye komşu olması, İdlib’in stratejik değerini artırıyor. Suriye’nin en büyük insani yardım giriş kapısı konumunda da olan İdlib’deki Babülhava Sınır Kapısı’ndan ayda ortalama bin 500 civarı insani yardım tırı geçiyor. Bunun yanı sıra Babülhava’dan ayda 4 bin 500 tır civarı da ticari mal girişi oluyor.”aa
    İdlib’deki gruplarla ilişkileri bulunan ve bölgede 12 askeri gözlem noktası kuran Türkiye, konuşlandırdığı çok sayıda askere takviye için sürekli sevkiyat yapıyor.
    İdlib; Türkiye sınırında bulunan ve Türkiye için güvenliğinin sağlanması açısından önemli bir kenttir. Türkiye, burada askerlerini konuşlandırarak terör unsurlarının buradan ülkemize sızmasını engellemeye çalışmaktadır. Ayrıca, Türkiye ülkeye gelebilecek göç dalgasını oluşturduğu güvenli şehirlerle durdurmaya çalışmaktadır.
    İdlib’in rejim güçlerinin eline geçmesi demek Türkiye ‘nin yeni ve büyük bir göç dalgası ile karşı karşı kalması demektir. Üstelik bu göç, tüm diğer göçlerden daha yüksek olup yaklaşık 4 milyon Suriyelinin ülkemize girmesi demektir.
    Suriye’yi boşaltmaya çalışmak bir İran projesidir. İran, başından beri Suriye’nin demografik yapısını değiştirmeye çalışmakta ve buradaki Sunni halkı bölgeden sürüp yerine Afganistan ve Pakistan’dan getirdiği Şiileri yerleştirmektedir. Şam ve Halep’te onlara evler ve gayri mülkler vermektedir. Suriye hükümeti de kullanılmayan evlerinin sahiplerinin gelmemesi üzerine mülkiyetini düşüren bir kanun maddesi kabul ederek yasal kılıfı hazırlamıştır.
    Yani İran ve Suriye rejimi kendilerini kabul etmeyen tüm halkı ülkeden çıkararak kendilerini kabule edecek Şii halkı bölgeye yerleştirmeye çalışmaktadırlar. Ülkede azınlık olarak bulunan Şii ve Nusayri iktidar, çoğunluğu ülkesinden sürerek onların topraklarına el koymanın peşindedirler.
    Sivil halka yönelik bu saldırıların temel amacı Suriye’yi boşaltmak, halkı Türkiye ‘ye sürmektir. 5 milyon civarında Suriyelinin ülkeyi terk ettiği tahmin edilmektedir. İdlib’te de 4 milyon civarında insan yaşamaktadır. Burası da tahliye edildiğinde 20 milyon nüfusu olan ülkenin yarısının boşaltılması sağlanmış olacaktır.
    Nüfus dengesini lehine çevirecek olan İran, artık bölgenin süper gücü olmuş olacaktır. Bundan sonraki aşama bizim ülkemizi karıştırma porjesidir…
    Türkiye’nin bu süreçte uyanık olması ve ne pahasına olursa olsun saldırıyı İdlib’te durdurması gerekir. Gerekirse savaşı göze almalıdır, çünkü bugün savaşı göze almamak demek barışın gerçekleşmesi anlamına gelmez, bilakis yaşanacak olan savaşı sadece ertelemiş oluruz ve şartlar aleyhimizde iken savaşa sürüklenmek yenilgiyi getirecektir…
    Rus yanlısı haber ajansı Sputnik ise olayı şöyle vermektedir: “Türkiye’nin karşı çıktığı operasyon gerçekleşir ve İdlib kurtarılırsa, bu, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yönetiminin 7 yıllık savaştan zaferle çıkması anlamına gelecek. Suriye’de cihatçıların elinde vilayet kalmayacak ve İdlib’e komşu vilayetler Lazkiye, Hama ile Halep güvende olacak. Çünkü Halep’e 60, Lazkiye’ye 40, Hama’ya 45 km mesafedeki İdlib’den cihatçılar zaman zaman buralara grad füzeleriyle saldırıyor.” Onların cihadçı olarak nitelediği kuruluşlar, zaten rejim karşıtı muhalif kuruluşlardır. Cihatçı diye niteleyerek batının geleneksel İslam korkusunu tahrik etmektedirler.
    Sputnik’e göre Türkiye’nin endişeleri de şunlardır: “Ankara, PKK’nın Suriye kolu kabul ettiği YPG’nin İdlib üzerinden Irak sınırından başlayarak Akdeniz’e kadar kesintisiz bir hat oluşturmasını engellemek iddiasında. Bu gerekçe üzerinden İdlib içinde oluşturacağı askeri bölgenin, YPG’nin İdlib’e yayılmasının önünde engel oluşturacağını öne sürüyor.
    Aynı zamanda burada sivillere güvenli bölge sağlayacağını ve bunun da olası bir göç dalgasının önünü keseceğini savunuyor. Gelecekte YPG’ye karşı ÖSO ile yeni operasyonlar düzenlemenin hesabını yapan Ankara, İdlib’in Suriye hükümeti tarafından kurtarılması halinde, desteklediği ÖSO gruplarının dağılmasından ve ÖSO ile diğer cihatçıların sivillerin arasında karışıp Türkiye’ye kaçmasından da endişe ediyor.”
    Oyun Suriye’yi boşaltmak, Sünni nüfusu Türkiye ve civar ülkelere süpürmek ve yerine Şii nüfus getirerek, İran Pers İmparatorluğunu kurmaktır.

    EK
    Idlib halkını Turkiyeye süpürerek Türk ekonomisini bozmaya çalışmaktadırlar. ihe

    yanıtla: Suriye #2791
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Suriyelilerin Üniversite kaydı
    Ülkemizde mülteci durumunda olan kamplarda acılan okullardan eğitimini tamamladıktan sonra yabancılar için acılan üniversite sınavına (yos) girmekte, kazanmaları halinde üniversiteye başlamaktadırlar.
    Fakat, bir haftadır bu çocukların Üniversite’ye kayıtları bazı üniversiteler tarafından sudan bahaneler ve evrak eksikliği gerekçesiyle yapılmamaktadır. Cuma günü kayıtların son günü olmasına rağmen bu çocukların kayıtlarını yapmamak için okullar direnç göstermektedir.
    Mülteci çocukların ülkemizdeki ilk,orta ve liselere kayıtlarında bir sorun çıkarılmazken, üniversitelerin kayıt yapmamak için binbirdereden su getirmeleri sadece ırkçılık ve Suriye düşmanlığı ile açıklanabilir. Biz bu yazımızda Ak Parti yetkililerin ve bilhassa Cumhurbaşkanımızın konuya eğilmesini istiyoruz.
    Halbuki bu çocuklar artık ülkemizde büyüdüler ve bizim devletimizin açtığı uyum okullarından mezun oldular. Bu çocuklar göçmen oldukları için bazı evrakları haliyle olmayacaktır ama devletin açtığı bu okullardan mezun olduklarını gösteren belge yeterli olmalıydı.
    Halbuki bu çocuklar artık ülkemizde yaşıyorlar, onları iyi bir eğitime tabi tutmasak sokakların ve kötü niyetli örgütlerin insafına terk etmiş olacağız.
    Onları okutarak kontrol altında tutabileceğimiz gibi, topluma da kazandırmış olacaktık.
    Bu yapılan, ülkemizin genel politikasına aykırı olduğu gibi yanlıştır.
    Bu yazımız belki bazı kişilerin vicdanını harekete geçirebileceği gibi, siyasilerin de soruna ağırlıklarını koymalarının vaktinin geldiğini göstermelidir. İş, bürokrasiye havale edilemeyecek kadar ciddi olduğu gibi, bürokraside çöreklenmiş olan ırkçı ve Suriye karşıtı damarın da ancak siyasi irade ile çözülebileceğini göstermektedir.
    Allah, bizlere izan ve merhamet versin..

    Not
    Yös sınavları (Yabancılar için üniversite yerleştirme sınavları) soruları belki bazıları kolay olduğunu düşünebilir. Bazı yös sınavlarında bulundum ve sorular emin olun hiç de kolay değil, bizim çocuklar girse dökülür. Bizimkilerden farkı dil, tarih ve coğrafya sorularının evrensel bilgilerle örtürmesidir. Türkçe sorular olmaz vb…
    Yani kolay sınavlar değildir.
    Ayrıca tüm dünya ülkeleri yabancılar için bu tarz sınavlar tertiplerler.
    Yös sınavlarına sadece Suriyeliler değil, Afrikalılar ve bilimum yabancılar katılırlar.
    Bu konuda kontejanlar bulunmaktadır.
    Bu kontejanlar, devletimizin dış politikası ve o devletlerle imzalanan ikili antlaşmalar belirlemektedir.
    Farklı olarak ülkemizde göçmen olarak bulunanlar için de bu sınava giriş kuralı getirilmektedir.
    Öyle kimse sınava girmeden üniversiteye alınmaz…

    Ek
    Yabancı öğrenciler bizim öğrencilerin haklarını almıyorlar. Çünkü zaten yabancılar için tanınmış bir kontejan var.
    Bu kontejan kullanılmadığı zaman bunun yerine Türk vatandaşı alınmıyor.
    Aynı şekilde başka ülkeler de Türk öğrenci alıyor…ihe

15 yazı görüntüleniyor - 556 ile 570 arası (toplam 656)