Oluşturulan forum yanıtları
-
YazarYazılar
-
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiOrta öğretimde bir dersi yıl boyu haftada bir ya da iki saate dağıtmak yerine dönemlik dersler vermek daha yararlı olur.
Böylece bir saat yerine 3 saat verilerek daha çok öğrenci ile ilgilenme zemini oluşturulduğu gibi, öğrenciye de her dönem daha az dersle ilgilenme imkanı oluşturulur.
Öğrenci birçok dersle boğuşmak ve sınavlarına ayrı ayrı hazırlanmak yerine daha az dersle muhatap olur ve dikkati dağılmamış olur..iheİbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiERKEK SEVMEK KADIN SEVİLMEK ÜZERE YARATILMIŞTIR.
Bu nedenle seven ve aşık olan erkektir kadın değil.
Şair olan erkektir kadın değil.
Kadın yapmaz ama yaptırır.
Kadın boş bir tarla gibidir.
Onu sürecek olan bakımını yapacak olan ve tarlayı verimli hale getirecek olan ise erkektir.
Sıkıntılı ve sorunlu kadın varsa o tarlasını iyi işleyemeyen, geliştiremeyen bir kocadan dolayı olmuştur.Kadın edilgendir erkek ise etken…
Kadin aşık olunandır erkekse aşık.
Kadınlar savaş çıkarır, erkekler ise savaşır…Aşık hep erkektir,
Kovalayan
Arayan…Kadin ise talep edilendir, arzu duyulan, sevilen.
Sevildikçe güzelleşir kadın ve ram olur erkeğine.
Kadını mutlu eden erkeğin sevgisidir.Erkek evlenince nasılsa onu elde ettim der ve ihmal eder.
Unutmayın ki ihmal edilen tarlada ayrık otları ve dikenler birikir.
Bu nedenle kadınlarınızı sürekli sevin ve ihmal etmeyin
İbrahim Halil Er
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiCoğrafi ayrılıklar değil kalbi ayrılıklar acıtır
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiPSİKOLOJİK DANIŞMANLAR
Günümüz Müslüman gençliği psikolojik danışmanlardan medet umarken, ebeveynleri de aile danışmanlarının kliniklerinden çıkmaz oldu…
Tabi ki meşayihleri ve ulemayı bırakırsak modernizim bize onların yerine başka meşayihleri ve ulemayı benimsetir…iheİbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiVİCDAN
Vicdan sanıp dinlediğimiz, nefsimizin sesi olmasın….
Ölçümüz olmazsa nefis vicdan adıyla bizi hakimiyeti altına alabilir..İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiAbdulkadir Uçkaç Hocamız da dünya imtihanını tamamladı
Muhakkak ki biz Allah’a aitiz ve ona döneceğiz.
Bu dünya imtihanını bitiren değerli aile dostumuz, babamın muciz talebesi ve ayni zamanda halifesi Malatya’nin büyük alimlerinden çok sevdiğim büyüğüm Abdulkadir UCKAC Seyda’yi ebediyete yolcu ettik.
Abdulkadir Hoca, arkasında bir çok talebe ve eser bıraktı. Bu eserleri de inşaallah ileride yayınlanır.
Rabbim merhametiyle muamele etsin.
Yakınlarına da sabrı cemil diliyorum.İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiBeyaz sarayi küçuk bir çetecik yıkacak. Hadis…
Tipki nemrudun kibrine karsilik onu bir sinegin oldurmesi gibi….İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiIyi bir kadin, kendi yaptigi hatadan dolayi eşini affedebilendir..😁😁😁
İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiTEK YONLU SEVGI
Erkek kadini sever
Kadin cocuklarini sever
Cocuklari kadinlarini sever
Kadinlari cocuklarini sever ……. ….. … .. .iheİbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiAdam eve girdi ve hanımının uykuda olduğunu görünce;
الفتنة نائمة
. Fitne (uykudadır)hadisini okudu.
Kadın da bir gözünü açıp,sert sert bakarak hadisin devami olan
لعن الله من ايقظها
“Uyandırana Allah lanet etsin” kismini okudu…İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiHz. Ömer’in Piyasaya mudahalesi
Hz. Ömer, çarşı pazarı denetler ve fahiş fiyata yapılan satışları engellediği gibi, piyasanın altında bir fiyatla mal satıp fiyatları düşürenlere de mudahale ederdi.
Rivayete göre Hz. Ömer, musalla çarşısında iki çuval kuru üzüm satmakta olan Hâtıb b. Ebû Beltea’yı gördü ve kuru üzümün fiyatını sordu. Hâtıb’ın iki avuç üzümün bir dirhem olduğunu söylemesi üzerine Hz. Ömer fiyatı ucuz buldu ve
“Ya fiyatlarını artır ya da piyasadan çekil.” dedi. Hatta fiyatları artırmayacaksa üzümleri götürüp evinin önünde istediği fiyata satabileceğini de söyledi. Buna gerekçe olarak yakında Taif bölgesinden gelmekte olan üzüm yüklü bir kervan olduğunu, bu kervandakilerin onu örnek alarak fiyatı düşük tutacaklarını ve zarar edeceklerini söyledi. Ancak Hz. Ömer, daha sonra Hâtıb’ın evine giderek onu meşru hakkından vazgeçirmek olmadığını, bunu söylerken ona emretmediğini, istediği gibi davranabileceğini ve bunun sadece temenni olduğunu söylemiştir.
Rivayetin seyrine bakıldığında Hâtıb, Hz. Ömer’in söylediğine uyduğu görülmektedir. Zira Hz. Ömer onun evine gittiğine göre, o da mallarını alıp evine gitmiş olmalıdır.iheİbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiKarga soruyor: Niye kafestesin?
Papağan cevap veriyor: Çünkü ben konuşuyorum!
Karga cevap verir: Hımm demek ki konuşmak suç, konuşanı cezalandırıyorlar…İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiHUYSUZ KADIN
Hazret-i Ömer’in (ra) hilâfeti zamanında bir adam, davranışlarını beğenmediği karısını şikâyet etmek üzere Halife’nin evine gelir. Kapının önüne oturur ve Hz. Ömer’in çıkmasını bekler. Derken içerden bir gürültü kopar, Hazreti Ömer’in hanımı, koca Halife’ye bağırıp çağırmakta, fakat Hz. Ömer (ra) ağzını açıp da karısına tek kelime söylememektedir. Bu hali gören kapıdaki kimse boynunu bükerek:
— Bütün şiddetine ve sertliğine rağmen, üstelik de müminlerin emîri iken Ömer’in hâli böyle olursa, benim hâlim nice olur? Diyerek kalkıp giderken, Hz. Ömer dışarı çıkar. Adamın arkasından:
— Hayır ola, derdin neydi? Diye seslenir. Adam da der ki:
— Ey müminlerin emîri! Karımın kötü huylarını ve bana karşı haddini aşıp ileri gittiğini sana şikâyet etmek üzere gelmiştim. Senin karının da sana karşı olmadık sözler söylediğim duyunca, vazgeçip geri döndüm ve kendi kendime dedim ki: ‘Müminlerin emiri karısıyla böyle olunca, benim derdime nasıl deva bulacak?’
Bu sözleri dinleyen Hz. Ömer, adama şunları söyledi:
— Kardeşim, karımın benim üzerimdeki hakları sebebiyle ona tahammül etmeye çalışıyorum. Zira o benim hem aşçım, hem fırıncım, hem çamaşırcım, hem de çocuklarımın sütannesidir. Hâlbuki o bütün bunları yapmak zorunda da değildir. Üstelik gönlümün harama meyil etmesine engel olan da odur. Bu sebeple onun yaptıklarına katlanıyorum, deyince Adam:
— Ya Emîre’l Müminîn! Benim karım da aynen öyle, dedi. Hz. Ömer şunları söyledi:
— Haydi kardeşim, karına katlanmaya bak! Hayat dediğin göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor. (Zehebî, el-Kebâir, 179)İbrahim Halil ER
Anahtar yöneticiHadis tartışmalarından sonra Kur’an tartışmaları mı?
Hadislerle ilgili tartışmalar başlandığında ben bunun bir proje olduğunu bir çok insanımızın bilerek ya da bilmeyerek bu projeye alet olduğunu söylemiş
ve hadis konusundaki tartışmalar bittiğinde sıranın Kur’an ile ilgili tartışmalara geleceğini beyan etmiştim…
Kur’an ile ilgili tartışmaların sonraki aşaması da Kur’an’daki bazı ayetlerin eksik, yanlış veya ekleme olduğu görüşü serd edilip Kur’anı değiştirme ve yeniden inşa etme teşebbüsünün başlayacağını söylemiştim ama bu görüşüm çok uçuk bulunup alaya alınmıştı.
Şimdi ikinci aşama olan Kur’an eleştirilerine sıra geldi…
Muslümanların bu tür tartışmalara cevap verecek ilmi bir merkez kurmaları gerekmektedir.
Başka türlü bunlarla boy ölçülemez…
i. halil erİbrahim Halil ER
Anahtar yönetici“Âyetlerimi az bir karşılık ile satmayın” 2/41
İslam yetim kalmıştır ve görevleri İslam’ı dış saldırılara karşı korumak olan insanlar bizzat İslam’a saldırının kolları olmuştur…
İlahiyatlar, İslam’ı içerden yıkma projesinin misyoner kolu gibi çalışmaktadır.
(Bazı iyi niyetli ilahiyatları tenzih ederek söylüyorum) İlahiyat akademisyenlerinin Kur’an ve hadislere yaklaşımı herhangi bir kitaba yaklaşımı gibi olmuştur.
Kur’an az bir paha ile ayetlerin satışını men ederken biz hep bunu üfürükçü hocalar olarak düşünmüştük. Meğer asıl bunu yapanlar bizzat akademisyenler olmaktadır.
Onlar Kur’an sayesinde dünyevi bir mevki elde ettikleri gibi, iyi bir maaş ve emekliliklerinde rahat bir hayat elde etmektedirler. Asıl ayetleri az bir parayla onlar satmaktadır.
Gerçekten İslam alimi olsalar sahip oldukları tefsirsi, hadisçi, fıkıhçı, kelamcı ünvanları bırakır ve bu ilimleri sırf Allah rızası için öğrenir, öğretir ve mücadelesini yaparlardı. Ama hayır bunu göremezsiniz. Hatta akademik kariyerlerine helal getireceğini düşündüklerinden görüşlerini tam söylemezler ki üst amirleri onları engellemesin ve böyle bir hayat sürer… i. halil er -
YazarYazılar
