2,374
İbrahim Halil ER
Ne Olursa Olsun İlk Şartımız 'Bismillah' Olsun
İbrahim HALİL ER: İtilaf Devletleri neden İstanbul'u bize geri verdiler?
www.istiklal.com.tr
Tarih çalışırken kafama hep takılan soru buydu. Hazır 1920 yılında İstanbul'u almışken, daha sonra neden bize geri verildi.
29 Ekim de yeni bir devlet kurulmadi, rejim degisti.
Yonetim el degistirdi.
29 ekim yeni bir devletin degil yeni bir rejimin ve yonetim biciminin tarihidir.
Cumhuriyet kutlamalari her zamanki gibi gecmisi karalama ve sovgu uzerine kurgilanmis.
Ornegin 1923 yilinda yeni bir devlet kuruldu ifadesi bile yanlis.
Yeni bir devlet kurmadik. Zaten devletimiz vardi. Sadece meşruti monarsiyi yikip cumhuriyeti ilan ettik. Yani sadece rejim degisikligi oldu.
Tipki 1789 fransiz ihtilali ile monarsinin yikilmasi gibi. Kimse de yeni bir devlet kuruldu demedi ve kendilerini koksuz ilan etmediler.
Cumhuriyet reklamlarinda gecen "her kiz cocugu okula basladiginda cumhuriyet yeniden kurulur" ifadesi de yanlis.
Tarihi bilmeyen sanir ki cumhuriyetten once kizlarin okula gitmesi yasakti. Halbuki ilk kız mektebi ve ilk kiz ogretmen okulu osmanlilar zamaninda kuruldugu gibi, bu okullari acanlar da valide sultanlardi...
Yanlis kurgilaniyoruz.
Tarih ve sosyolojik zeminden kopup duygusal kamplara ayriliyoruz.
Cumhuriyeti iyi gostermek icin gecmisi kotu gostermeye gerek yok.
Ihe
İslamlaşmak mı? Müslümanlaşmak mı?
www.yenidevirgazetesi.com
-Bir arkadaş bana bunu sormuş; ‘Müslümanlaşma ve Müslümanlaştırma çalışması yapmamız daha doğru olmaz mı?’ demişti?
Yeni Devir Gazetesinde yazmaya başladık. Milli Görüş camiasının ilk gazetelerinden olan Yenidevir Gazetesi tekrar yayın hayatına girdi.
Okulların Temizliği
Bu sıralar eğitim sendikaları okulların kirliğinden ve hijyeninden söz etmekte ve Milli Eğitim Bakanlığından okulların temizliği için personel tahsis edilmesini talep etmektedirler.
Peki yapılması gereken bu mu?
Halbuki okulların sadece bilgi yükleme yeri olmadığı aynı zamanda bir davranış, alışkanlık, edep verme yeri olduğu gibi bireyin sosyalleşmesini de sağladığı bir gerçektir.
Peki o halde bireyin kullandığı sosyal alanı kirlettiği gibi temizlemesi gerektiği ve sorumluluk alması gerektiği neden düşünülmemektedir.
Yani okulların temizliği öğrencilerin birlikte yaptıkları bir eylem ve aktivite haline neden getirmiyoruz?
Çocuklarımız okullarda Prens ve Prensesler gibi okumak yerine hayata hazırlandığı, temizlik yapmasını bildikleri, bulundukları mekanları kullanmayı öğrenmesi ve temizlemelerini sağlamamız gerekmez mi?
Neden hep Japon eğitim sistemini örnek gösterirken onların okullarında temizlikçi bulunmadığı ve okulların öğrenciler tarafından temizlendiğini göz ardı ederiz?
Okulu temizlemek bir angarya iş değil, alçaltıcı bir eylem değil bilakis eğitimin bir parçası olması gerektiğini düşünmeyiz.
Bunun için öğretmenlerin de katılımı ile adil bir nöbet ve paylaşım sisteminin uygulanması yeterli olur.
Biz okurken, okulun ve sınıfın temizliğini yapardık. Hatta o günün sınıf nöbetçileri sobayı yakar, sınıfı temizler ve öyle okulu terk ederdik.
Neden şimdiki çocukları İngiliz Kraliyet Ailesinin bireyleriymiş gibi davranıyor ve hayata hazırlamıyoruz? Kendi odasını bile düzenlemekten aciz ve sürekli başkasından arkasını toparlamasını bekleyen bir gençlik yetiştirmek doğru bir yöntem değildir. Öğrenci yaşadığı mekanı kendisi temizlediği zaman, kirletmeme konusunda daha hassas olacaktır.
İbrahim Halil ER

