İbrahim Halil ER

Oluşturulan forum yanıtları

15 yazı görüntüleniyor - 421 ile 435 arası (toplam 656)
  • Yazar
    Yazılar
  • yanıtla: Önemli Tarihler #3438
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    1688:

    İkinci Viyana yenilgisinden sonra Kutsal ittifak tarafından Belgrat kalesinin kuşatılması

    yanıtla: Önemli Tarihler #3437
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    732:

    Puvatya Savaşında Emevilerin Frank ordusuna yenilmesi ve İsyanya’daki ilerleyişimizin durması

    yanıtla: Önemli Tarihler #3436
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    721:

    Emevilerle İspanyollar arasında yapılan savaştır.

    yanıtla: Kişiler #3434
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Dimitri Senyavin (1763-1831):
    1806-1812 Osmanlı – Rus Savaşında Osmanlılara karşı savaşan Rus Amiraldir. İngilizlerle birlikte Osmanlılarla savaşan Ruslar, İngiliz donanmasının boğazları geçip İstanbul’u kuşatmayı ve yakmayı tasarlaması üzerine Rus donanması da İngiliz donanması ile birlikte 19 Şubat 1807’de Çanakkale’yi geçerek Boğazlara girdi. İlk kez İngiliz ve onun destekçisi Rus donanması Boğazlardan geçmişti. İngilizler zaten Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Çanakkale Savaşının başlama tarihini de bu olayın anısına aynı tarihte başlatacaklardır. Adamlar tarihi satır satır biliyor bizimkiler gibi tarih satırlarda kalmıyor. Boğazları geçiş sırasında Rus Amirali’nin akıllıca manevrası harekatın başarılı olmasını sağlamıştır. İstanbul’u kuşatan İngiliz ve Rus donanması Osmanlı Padişahı lll. Selim’e şartlarını dayattı. Karaya çıkan İngiliz Amiral Senyav İstanbul’a ayak basması batı için bir dönüm noktası olmuştur. İlk kez düşman orduları silahla İstanbul’a ayak basmış oldular. Fakat aslında İngilizler kendilerini tutsak etmişlerdi farkında değillerdi. Yani boğazın çıkışı kapatıldığı zaman Türk suları içirişindeki donanmanın yapabileceği fazla bir şey olamazdı. Nitekim öyle de oldu. İngilizlerin bu cesurca çıkışı korku değil kızgınlık ve öfke yarattı. İngilizler kara ordusu olmadan bir şey yapamayacaklarını ve tuzağa düştüklerini anladıklarından geri dönmeye çalıştılar. Dönüş yolunda top atışlarına tutuldular ve 130 ölü 412 yaralı bıraktılar. Ama bu olayın yarattığı psikoloji ile yüz yıl sonra yine aynı yere geleceklerdir.ihe

    yanıtla: Kişiler #3433
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Michael Szilagly (1400-1460):
    Macaristanlı olup, Macaristan’ın bağımsızlığı için isyandan sonra İstanbul’a getirip idam edilmiştir.ihe

    yanıtla: Kişiler #3432
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Marko Antonio Bragadin (1523-1571):
    Meşhur bir Venedikli kafirdir. Kıbrıs savaşında bize karşı uzun süre direndi. Sonra teslim oldu. Teslim antlaşması gereği onu ve askerlerini Venedik’e bir gemi ile götürecektik. Fakat antlaşmanın bir maddesinde Kıbrıslıların elinde esir olan 50 yaşlı hacının da bize verilmesi vardı. Fakat Marko, bizimle antlaşma yaptığı gece bu esirleri serbest bırakmamak için aynı gece işkence ile öldürmüştü. Bunu öğrenen Lala Mustafa Paşa, antlaşmanın bozulduğunu gerekçe göstererek Marko’yu ve askerlerini öldürdü. Tabi ki İtalyanlar bu olayı tarihlerine “Türkler teslim olan askerleri öldürdüler” diye yazmıştır.ihe

    yanıtla: Kişiler #3431
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Feliks Kazimiers Potocki (1630-1702):

    Polonya kökenli asker ve devlet adamıdır. İkinci Viyana Savaşında Osmanlılara karşı savaşarak savaşın kazanılmasında büyük rol oynamıştır. Aslında bu savaşta savaşın kaderini değiştiren diğer bir Lehistan kralı III. Jan Sobieski,. Lehistan kralı III. Jan Sobieski, bu başarısıyla Polonya kahramanı olmuştur. Fakat nedense onu değil de bu şahsı öne çıkarmalarını anlamadım.ihe

    yanıtla: Kişiler #3430
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Charles Martel (686-741):

    Fransız komutandır. Aynı zamanda Hristiyan dünyasının önemli kahramanlarından birisidir. 732 Puvatya savaşında Pireneleri aşıp Fransa’ya giren Emevi ordusunu yenerek, Fransa’nın Araplar tarafından ele geçirilmesini engellemiştir. Aslında bu zafer Charles için kolay bir başarı olmuştur. Çünkü savaş Müslümanların üstünlüğü ile devam ederken Müslüman komutan Abdurrahman el-Gafiki savaş sırasında şehit oldu. Komutan şehit düşünce gece Müslümanlar geri çekildiler. Yani komutan şehit düşmeseydi savaşı kazanacak tüm Fransayı ve belki de kıta Avrupasını elge geçirecektiler. Avrupa’yı Müslüman istilacılardan kurtaran kahraman olarak tarihe geçmiştir. Puvatya savaşı da bizim için Avrupa’daki sınırlarımızı çizmiş, Pirene dağları sınır olmuştur.ihe

    yanıtla: Haçlı #3428
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    1571 Lepanto –
    Avrupalılarca Lepanto olarak bilinen İnebahtı Deniz Muharebesi’nde Osmanlı Donanması, birleşik Haçlı Donanması tarafından büyük ölçüde darbe almıştı. İnebahtı savaşı Osmanlı’nın Avrupa karşısında yaşadığı en büyük mağlubiyetlerden biri olarak kabul edilir.ihe

    yanıtla: Osmanlı #3426
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    İngiliz ve Rusların İstanbul’a İlk Gelişleri

    Yeni Zellanda teröristinin üzerindeki silahın işaret ettiği diğer bir olay da budur:
    Dimitri Senyavin (1763-1831):
    1806-1812 Osmanlı – Rus Savaşında Osmanlılara karşı savaşan Rus Amiraldir. İngilizlerle birlikte Osmanlılarla savaşan Ruslar, İngiliz donanmasının boğazları geçip İstanbul’u kuşatmayı ve yakmayı tasarlaması üzerine Rus donanması da İngiliz donanması ile birlikte 19 Şubat 1807’de Çanakkale’yi geçerek Boğazlara girdi.
    İlk kez İngiliz ve onun destekçisi Rus donanması Boğazlardan geçmişti. İngilizler zaten Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Çanakkale Savaşının başlama tarihini de bu olayın anısına aynı tarihte başlatacaklardır. Adamlar tarihi satır satır biliyor bizimkiler gibi tarih satırlarda kalmıyor.
    Boğazları geçiş sırasında Rus Amirali’nin Dimitri Senyavin akıllıca manevrası harekatın başarılı olmasını sağlamıştır.

    İstanbul’u kuşatan İngiliz ve Rus donanması Osmanlı Padişahı lll. Selim’e şartlarını dayattı. Karaya çıkan İngiliz Amiral Senyav İstanbul’a ayak basması batı için bir dönüm noktası olmuştur. İlk kez düşman orduları silahla İstanbul’a ayak basmış oldular.

    Fakat aslında İngilizler kendilerini tutsak etmişlerdi farkında değillerdi. Yani boğazın çıkışı kapatıldığı zaman Türk suları içirişindeki donanmanın yapabileceği fazla bir şey olamazdı. Nitekim öyle de oldu.
    İngilizlerin bu cesurca çıkışı korku değil kızgınlık ve öfke yarattı. İngilizler kara ordusu olmadan bir şey yapamayacaklarını ve tuzağa düştüklerini anladıklarından geri dönmeye çalıştılar.

    Dönüş yolunda top atışlarına tutuldular ve 130 ölü 412 yaralı bıraktılar. Ama bu olayın yarattığı psikoloji ile yüz yıl sonra yine aynı yere geleceklerdir.

    i.h.er

    yanıtla: İslam #3425
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    İSLAM TOPLUMU BİRBİRİNE ZİMMETLEMİŞTİR

    Günümüzün en popüler konusu olan sosyal adalet meselesinde birçok ülke kendine göre çözüm üretirken İslam zaten bu işin çözüm yolunu bulmuştur. Bunun temelinde toplumun birbirine zimmetlenmesi sistemini getirerek toplumsal dayanışma ve yardımlaşmayı güçlendirmiştir. Toplumun birbirine zimmetlendirilmesi de şöyledir:

    Evlatlar ebeveynlerine zimmetlenmişken, anne ve babalar da evlatlara zimmetlenmiştir. Kadınlar kocalarına zimmetlenmişken, erkek kardeşlerin de kız kardeşlerine sahip çıkması vazifesi verilmiştir. Fakirler devlete ve zenginlere zimmetlenmiş, çalışmayacak durumda olanlara devletin bakması görevi verilmiş, kimsesizlerin kimsesi devlet olmuş, velisi olmayanın velisi kadı olmuştur. İnsanları erken yaşta evlenmeye teşvik ederek toplumu birbirine bağladığı gibi, kadınların sorumluluğunu eşlerine yüklemiştir. Erkeklere de bir evlilik ve aile sorumluluğu vererek topluma daha iyi bağlanmalarını ve vazifelerini yerine getirmelerini sağlamıştır.

    İşte bütün bu unsurlar sosyal adaleti gerçekleştirmeye yönelik önemli girişimler olmuştur. ihe

    yanıtla: Yol ve Yolcu #3423
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    Biz yola yalnız çıktık,
    bahçelerden de çöllerden de denizlerden de geçtik. Yolculuğumuzda bize eşlik eden yol arkadaşlarımızı kırmadık ve münasip bir yerde inmelerine de yardım ettik.
    Biz yolumuza gidiyoruz, dikenlere daldığımızda takva libasını giyiyor, ite bulaşmamak için çalıyı dolanıyoruz.
    Recep, Şaban ve Ramazan’a saygı gösteriyoruz.
    Bahçe de bizim, çöl de bizim ama bizim yolumuz uzun….
    Biz garip geldik garip gideceğiz ama yolda bulduğumuz nimetlerle davamızı satmayacağız, ya da oyalanmayacağız, ya da bir kereden bir şey olmaz demeyeceğiz.
    Çoğu haram olanın azının da haram olduğunu idrak edip “haramı değil, harama yaklaşmamanın” bir emir olduğunu telakki edeceğiz.
    Bizim yolumuz belli… Yolsuz kalanlar, yoldan çıkanlar düşünsün… ihe

    yanıtla: Seçim #3422
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    ANKARA’NIN TAŞINA BAK, GÖZLERİNİN YAŞINA BAK

    Ankara’da yaşayan bir Ankaralı olarak Ankara’nın kaybedilmesinin nedenleri;
    1. MHP oylarının eski göz ağrıları olan Mansur Yavaş’a kayması.
    2. Ankara’nın en büyük iki ilçenin CHP’de olmasıdır. Çankaya, Ankara’nın izmir’idir. İdeolojik yaklaşır. Yenimahalle’de normalde CHP’nin alacağı oy yüzde 35’tir. Sağ oylar yüzde 65-70 civarıdır, fakat Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ın tüm kesimleri kucaklaması onu artık partiler üstü konuma getirdi. Bu iki ilçe ciddi anlamda Ak Parti’nin oy kaybetmesine neden oldu.
    3. Özhaseki’nin yeterince göz doldurmaması ve Ankaralı olmaması.
    4. Seçim sandıklarına iyi sahip çıkılmaması
    5. Memur şehri olan Ankara’nın aynı zamanda emekli CHP kökenli memurlarının ve Askerlerinin fanatik CHP taraftarı olmaları
    6. Ak Parti’nin kendi memurunu oluşturmamış olması ve 17 yıldır iktidarda olmasına rağmen ödünç memurlarla iş yapıyor olması.
    7. Genç nüfusu elde edememesi.
    8. Melih Gökçek’in şaibeli bir şekilde görevden alınması ve yerine getirilen Mustafa Tuna’nın Melih ile ilgili söylemleri. Bu arada Mustafa Tuna aday gösterilip parlatılsaydı bence Ankara alınırdı.
    9. Ak Parti’nin kazanabileceği Yenimahalle’yi nedense alamaması ve yıllardır Yenimahalleye dönük ciddi bir çalışma içerisinde olmayıp, seçimden seçime ilgilenmesi.
    10. Batıkent, Ümitköy, Çay Yolu, Çankaya gibi elit ve kozmopolit mekanların Ak Partiye sıcak bakmaması.
    11. Ankara’nın varoşlarıyla da eskisi gibi ilgilenilmemesi.
    12. Seçim çalışmalarının sönük geçmesi.
    13. Rakibe yönelik tüm eleştirinin senet üzerine bina edilmesi.
    14. MHP’nin tabanına sahip çıkamaması ve Ak Parti’nin MHP desteğini alarak seçimi rahat kazanacaklarına yönelik öz güvenleri.
    15. Ankara teşkilatlarının iyi çalışmaması. Teşkilat çalışması konusunda bence eski Milli Görüşçüler ve Saadet Partisi örnek alınmalı..
    16. Tüm seçim stratejilerinin Erdoğan üzerine bina edilmesi ve nasılolsa Erdoğan için oy alırız mantığı. (Bu bütün Türkiye için geçerli bir eleştiridir)
    17. Ak Partiye yönelik küstün taban. Küskünlüğün binlerce sebebi var, bu ayrı bir yazının konusu fakat en büyük neden Ak Parti’de yaşanan kibir, tepeden bakış, kadın mesele, Ak Feministler vs…)

    18. İlçelerin çoğunu alıp Büyükşehri alamamaları da Ankara seçmeninin Ankaralı olmayan bir Başkan istemediğini göstermiş olmaktadır. Ben Özhaseki ismi gündeme geldiğimde Ankara bunu kabul etmez demiştim, çünkü Ankaralı değil. Ankara’da siyaset yapıldığında bile mutlaka mahalli dengeler iyi ayarlanır, encümenlikler bu dengeye göre verilir yoksa Kızılcahammlı, Balalı, Yozgatlı kapışmasından dolayı seçim kaybedilebilirdi.

    19. Ankara’da ciddi bir Alevi oyu varken Ak Parti’de buna yönelik bir strateji belirlenmemiş olması, güçlü birisini encümen gösterememeleri.

    20. Bir de Ankara’da olup da mahalli seçimlerde memleketinde oy veren kişilerin varlığı da büyük bir kayıp. Bu kişiler de maalesef Ak Parti seçmenidir.
    21. Köylerinde muhtarlık yarışına giren kişilerin Ankara’daki hemşehrilerini köylerinde gösterip muhtarlığı almak istemeleri de burada binlerce Ak Partili seçmenin kaybolmasına yol açmıştır. Her zaman söylediğim gibi muhtarlıklar artık işlevini yitirdi ve kaldırılmalıdır.

    22. Bu arada Ankara memur şehridir dedik peki memurlar ne bekliyordu 3600 ek gösterge ve eyt konusunda bir hareket. Bunun da olmaması, kandırılmışlık duygusunu oluşturdu.

    23. Ak parti tabanı, hükümete ders vermek istedi, bazıları sandığa gitmedi, bazıları da büyükşehirde Ak partiye oy vermedi. Bu da önemli bir etken. DERS VERMEK ve kendilerine bir ayar vermelerini istemek.

    24. Ak Parti’nin Ankara ile ilgili halkta heyecan yaratacak mega projesinin olmaması, varsa yoksa betonlaşma ve bina…

    25. Mustafa Tuna’nın dile getirdiği Melih’ten kalma yağma konusu..
    26. Kürt seçmenin küstürülmesi
    27. Ekonomik sıkıntılar, yolsuzluk söylentileri, liyatsız insanlar gibi etkenler.
    28. Mhp seçmeninin ak parti nefreti, intikam arayışı ve mhp seçmeninin milli görüş eksenine mesafeli tutumu.

    Bunlar şimdilik aklıma gelen, aklıma geldikçe yenilerini de eklerim. 2019 ihe

    yanıtla: Sevgi&Aşk #3414
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    AŞK BİR AZAPTIR
    Hallâc, aşkı bir zevk ve haz olarak değil elem ve azap olarak görüyor
    ve âşığın sevgilisi uğruna en acı ıstırabı tereddüt etmeden göze alması gerektiğini düşünüyordu.

    İdam edileceği gün vücudundan akan kanla abdest aldığı ve,
    “Aşk namazı için abdest ancak kanla alınır” dediği rivayet edilir (Attâr, s. 593).

    yanıtla: Osmanlı #3411
    İbrahim Halil ER
    Anahtar yönetici

    ŞEYH EDEBALİ’NİN KIZI
    Osman Gazi’nin eşi ve Şeyh Edebali’nin kızının mezar resmini yayınladığımda bazı kişiler, Osman Gazi’nin nesebinin bu hanım üzerinde değil de başka hanımı üzerinde devam ettiğini ve dolayısıyla rüya menkıbesinin doğru olmadığını iddia ettiler.
    Biz yaptığımız araştırmada Osman Gazi’nin başka eşinin olmadığını gördük.
    Sıkıntı isimlerden kaynaklanıyor. Çünkü bu hanımın ismi kaynaklarda farklı farklı geçmektedir. Yani aslında aynı kişinin isminin kaynaklarda farklı farklı geçmesinden kaynaklanan bir kargaşa yaşanmaktadır.
    İlk dönem Osmanlı Kaynaklarında Osman Gazi’nin eşi ve Şeyh Edebali’nin kızının ismi şu şekilde geçmektedir:
    Aşık Paşazade (s.6 ve 35) Neşri (s.82,83) tarihinde MALHON (Malhun) Hatun diye geçer. Oruç Bey Tarihinde (s.9 ve 12) Rabia Hatun denilmektedir. Rüstem Paşa tarihinde ise bu kadının ismi Bala Hatun diye geçer.
    Görüldüğü gibi isim konusunda bir ittifak yaşanmadığından sonraki kuşaklarca tüm bu isimler farklı kişi olduğu sanılmıştır. Hepsi tek bir kişidir.

    EK

    Fakat bazı çevreler ısrarla bu hanımın Orhan Gazi’nin annesi olmadığını ispatlamaya çalışıyorlar. Onlar, Osmanlı’nın dayandığı manevi iklimi yıkmaya çalışıyorlar.
    Fakat benim için ilk tarihçilerin bilgileri daha önemli. Çünkü karşıt görüşün dayanakları varsayımlar ve bazı ikinci – üçüncü dereceden deliller…
    onlara da itibar etmiyorum..ihe

15 yazı görüntüleniyor - 421 ile 435 arası (toplam 656)